Gökova Bisiklet Turu 2010

Sevgili bisiklet severler; bu sene mayısta yapacağımız turumuzun hazırlıkları sürüyor. Sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyarız.

. Derneğimiz bu turu kazanç amalı yapmamaktadır.  Katılımcılardan Bodrum- Datça feribot ücreti (40 TL) ve diğer masraflar için 40 TL bağış talep edilmektedir. Tur süresince katılımcıların yemek ve konaklama ücreti ödememeleri sağlanacaktır.
. Otelde konaklamak isteyen katılımcılar için derneğimiz otel rezervasyonundan sorumlu değildir; ancak tüm kamp alanları çevresinde otel ve pansiyon bulmak mümkündür.
. Tüm katılımcılar kendi bisikletlerini getireceklerdir.
. Tüm katılımcılar organizasyon komitesince belirlenen kamp yerlerinde çadırda konaklayacaklardır. Çadırlar katılımcılar tarafından getirilecektir.
. Tüm katılımcılar organizasyon komitesince belirlenen parkuru takip edeceklerdir. Parkurun tamamı asfalttır.
. Organizasyon komitesi bagajların taşınması için araç temin edecek ve kalkış saatinde araca verilen bagajlar bir sonraki konaklama yerine götürülecek ve güvenlikleri sağlanacaktır. Bagajını zamanında taşıma aracına vermeyenlerin bagajları için organizasyon komitesi herhangi bir sorumluluk üstlenmez.
. Tüm katılımcılar kask takacaklardır.
. Tüm katılımcılar kendilerine ait çadır, uyku tulumu, mat getireceklerdir.
. Tüm katılımcıların bisikletlerinin iç ve dış lastikleri yeni olarak, tüm bakımlarını yaptırmış halde getirmeleri tavsiye olunur.
. Tur sırasında teknik destek verilecek; ancak parça değişimi gerektiren durumlarda sorumluluk üstlenilmeyecektir.
. Kaza sonucu yaralanmalar konusunda organizasyon komitesi sorumluluk üstlenmez.

Muğla Bisiklet Derneği tarafından organize edilen Gökova Bisiklet Turu-2010 Japonya Başkonsolosluğu tarafından “2010 Türkiye’ de Japonya Yılı” etkinliklerine dahil edilmiştir.

GBT çaylağından Merhabalar
Ben de Afyon’dan katılmıştım tura. Hatta Feridun hocamın adımı bilemeyip sürekli beni ”Afyooooooon” diye çağırmasını hatırladım da gülümsedim kendi kendime. Biz Atiye ile iki kafadar kuzen Adnan hocamın ve Levent bey’in desteği ile ilk defa tura katıldık. İnanılmaz acemiydik. Sakar’dan inerken tur arkadaşımız bayanın geçirdiği kaza sonunda nefesimiz kesildi diyebilirim. Akyaka’da teknik uzmanı arkadaşımız bize uygulamalı olarak anlattığı bir çok şeyi ” anaaaaaaaaaaa, abovvvvvv, hihhhhhhhh” diyerek dinledik.  
Ardından Japonların sorularını bildim ve alnıma gururla bandımı takdım; hoş, kuzenim Atiye benim engin Japon bilgi ve kültürümü kıskandığı için fotoğraflarımı flu çekmiş ya olsun:)
Akyaka’da hayatımızın ilk kampında çadırımızı turun en yakışıklı genci Hasan Barış’la kurduk. Çadırımız öyle konforluydu ki vestiyerimiz ,salonumuz, tül perdemiz, ikiz yatağımız, dantelli yatak örtümüz ve komodunumuz bile vardı:) Hemen çadırımızı yerleştirmeye koyulduk.  Sırt çantamızdakileri  duvardan duvara gardrobumuza yerleştirdik ve çadırımızın çelik fermuarının anahtarını vestiyerimize koyduk:)
Sabah terasımızdaki muhteşem kahvaltımıza, Hasan Barış, Adnan hocamız ve Mustafa Kemal misafir oldu.
Akyaka’dan pedalladık, öğle yemeği için Akbük’e ve benim tek derdim kuzen Atiye; kurduğum tek cümle ” Atiye neremdesin”; çünkü bunu dillendirmemiz çok önemliydi olası bir kaza için. Turdaki bütün arkadaşların ençok kullandığı kelime SOLDAYIMMMMMMM dı. Akbük’teki güzelliği görünce Allahın eşsiz bir ressam olduğuna bir kere daha inandım. Kultak yokuşunu araçla çıktık, kendimize güvenemedik. Araçta da çok güzel insanlarla tanışıp halimizin esprilerini yaptık. Kultak köyü kahvesinde oturup ayran yudumladık; Kultağı pedallamış gibi yorulmuşuz:) orada  da nam-ı diğer sevgili babakurdumuz Mustafa Yiğit abimizle muhabbetler ettik ayrıca tanıştığıma çok sevindiğim sevgili Istanbul katılımcısı Aydın beye gelen telefondaki bayana kultağı beraber çıktığımızı yaşlı bir beyefendi olmadığını hatta biz geride kaldığımızda bizi çektiğini ballandıra ballandıra anlattık. Kultakdan sonra utandık pedalladık:) .Her santimin tadını çıkarttık en güzeli Necati amcamızın gelen bisikletleri yol yapımı dolayısıyla büyük bir sorumluluk örneği grup dayanışması olan yönlendirmesiydi. (Necati amcamızı çok seviyoruz) 
 Örene giderken lastiğim patladı ,Mustafa Kemal arkadaşımızın ısrarlı yardımları için de çok teşekkür ederim. Ören’de kuzen Atiye ile denize girmeye karar verdik. Yüzmeyi bilmesek de yüzen insan taklidi yaparız diye:). Biz denizin kenarında sulu sulu şakalar yapıp gülüşürken İzmir katılımcısı Elmas hanımla muhabbetimizi mutlaka yazmalıyım. “siz de GBT’lisiniz değil mi?” diye sordu. benim yanıtım şu oldu:” yok biz Afyon’luyuz”: ). Kadın garip garip baktı, açıklamak zorunda kaldı biz çaylak turculara;” Yok, bisiklet grubundan mı diye sordum”… ve ben ” haaaaaa heeeeeeeeee hıııııı ihi evet” dedim:):)
Ören’de konakladık. Bir çadır komşumuz oldu sevgili Yücel. Çok keyifli, özenli, ayrıntıları görebilen bir arkadaşımız. Sabah kaltık Mazı rampasını gözümüz yemedi, aynı zamanda yağmur vardı ve ben denizden sonra kendimi koruyamadığım için ciğerlerimi üşütmüştüm. araçla devam edecektik. Görevimiz tur arkadaşlarımızın valizlerini araçlara yüklemekti. Kuzen atiye, ben değerli vefakar ve cefakar hocamız Adnan bey ve şöfer abilerimizle valizleri yükledik. (arkadaşlar valizler o kadar ağırdı ki hepsini içine adam öldürmüş koymuşsunuz:) :) :)))
 Mazıyı yağmur eşliğinde pedallayanlara imrenerek el salayarak “bişeye ihtiyacınız var mııııı? bir sıkıntı var mııııııııı?” diye sorarak fotoğraflarını çekerek çıktık. Mumcular’da Bircan sakatlanmış ,aracımıza aldık. Kendimizce kolunu bacağını inceleyip ” uyuu ana tühhhhhh” diye ilk yardımı yaptık. Bircan’ın o kadar güzel gözleri vardı ki yağmurun yeşiliyle başka parlıyor yaralanmış bedenindeki sızılar  yüzünü buruştursa da bir türlü güzelleğine gölge düşüremiyordu. Ardından Pınar ve Mine’yi aracımıza aldığımızda kucak kucağaydık:) ve sohbet ediyor gülebiliyorduk, Bircan’ı da güldürebiliyorduk. 
Bircan’ın kolundaki sızlamalar artamaya başlayınca Bodrum Devlet Hastanesi’ne çevirdik direksiyonumuzu. Biz kuzen Atiye’yle fahri hemşireler Bircan’a refakat ettik. Hastaneye geldiğimizde sırtımızdaki formalar başımızdaki kasklar, herkes bize uzaylı gibi bakıyordu. Bizim sağlıkçı veya hemşire olduğunu tahmin ettiğimiz bir adam n’oldu size diye sordu. Dedik gaziyiz ,bisikletten düştük. Üçünüz de mi diye  bizim böğğğğğğğ diye baktığımız bir espri yaptı. Yüz vermedi bize tamam bekleyin dedi. Doktor gelecek bakacak. Kız, kuzen Atiye ve bana yani fahri cessur hemşirelere siz dışarıda bekleyin dedi; ama biz n’aptık? Yarım saat önce tanıdığımız kırk yıllık dostumuz Bircan’ımızı yalnız bırakmadık.:): ) adam bize pis pis bakıyor; biz adama bakıyoruz. Bircan’ın şarjı bitti telefonunu şarja takıp Bircan’ın yatağa koyduk. Görevli geldi
-Arkadaşınız nerde?
-Röntgen çektirecek.
-Siz n’apıyo’nuz burada, dışarıda bekleyin demedik mi!
-Telefonumuz hastalandı, serum taktık baksanıza.
.Adam ‘çattık’ dedi, gitti. Allahtan doktorun bizim tura merakı varmış ki Bircan’la iyi ilgilendi. Çıktık hastaneden bizim gazi Bircan ile düştük yollara. 
ve bir kayıbımız vardı onu asla göz ardı edemezdik :NİHAL. :) :) fellik fellik Nihal’i aradık. En son Mumcular’da gören olmuş.

Nihal de nihal , Nihal de Nihal…

Bulduk Nihal’i, attık arabaya, hepimiz işaret parmağımızı Nihal’e doğrultup bi daha dizimizin dibindan ayrılma hımmmmmmmmm dedik. Yoksa kurtlar kuşlar kapacak.

Bodrum’da geceleyip sabah feribota atladık ver elini Datça. Feribotta ırlana sallana Çökertme oynadık.

Ve Datça hayalim……

Aktur’da muhteşem lüks çadırımızın çatısı aktı. Üşüdük,  ıslandık. Çadırımızda kalamazdık. Çatının aktarılması gerekiyordu. Boş oda kalmamıştı. Ve Aktur’un kuoförü olan yardımsever bir kişinin yardımıyla boş bir dükkana kapağı atıp tulumlarımıza kıvrıldık.

Sabah Marmaris’e pedallarken güneş bize gülümsüyordu. Yolda köy kahvesinde Türk kahvesi içtik;  keyiflendik ,dinlendik.

Akdeniz’le Ege’yi aynı tepeden gördük.

Gerilerden bir beyefendi geliyor, kulaklarından duman çıkartıyordu. Sevgili avni.:)

Birlikte pedallayarak ona maymunluk ettik, güldürmeyi başardık. Bütün sinirleri geçmiş; başına gelenlerin o da dalgasını geçiyordu artık.

Marmaris…….

Herkesin eşya ve biryerlere gitme kaygısı vardı; fakat kuzen Atiye ile ben yogunluktan gebermiş, güneşte pişmiş, ölgün ölgün etrafı seyrediyorduk.

EN GÜZELİ MARMARİS GARAJINDA HER GÖRDÜĞÜMÜZ MAVİ GBT FORMALIYI TANISAK DA TANIMASAKDA AKRABAMIZI GÖRMÜŞÜZ GİBİ SIRITIYOR “MERABAAAA” DİYORDUK. AYAKÜSTÜ SOHBETLER EDİYOR 4 GÜNÜN ÖZETİNİ İKİ DAKİKAYA SIĞDIRIYOR, MEMLEKETLERİMİ ZE DAVET EDİYORDUK.

Elbette turda ben de üzüldüm, incindim, sıkıntı çektim. Şaşkınlık yaşadım. Fatak GBT benim ilk turumdu ve çok özeldi. Bir başka turla  kıyaslayamayacak kadar özel ve güzeldi; ayrıca ilk tur olduğu için kıyaslamam mümkün değildi.

Turun çaylağından katılan, okuyan, emeği geçen herkese teşekkürler selamlar sevgiler.

Gelecek yıl gene kısmetse ordayım.

Esma Eser Açıkgöz

Afyon

GBT 2010 GÜNLÜK TUR BİLGİLERİ

18 MAYIS SALI 2010

Muğla’ya erken gelen arkadaşlar Muğla Spor Akyol tesislerinde futbol sahasında çadırlarını kuracaklar, çadır kurarken çim saha içine çadır çivilerini çakmamaya özen gösterecekler, değerli eşyalarını çadırlarında  bırakmadan, yanlarına alarak kent içinde gezecekler.

19 MAYIS ÇARŞAMBA 2010 (32 KM)

Sabah kamp yerinden 06.30’da hareket edilerek, saat 07.00’de kahvaltı(Tansaş’ın katkılarıyla) Süpüroğlu Restaurant’ta yapılacaktır. Saat 08.30’da tekrar hareket edilerek, saat 09.00’da Atatürk Anıtında 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı törenlerine katılınarak  anıta çelenk sunulacaktır. 10.00- 11.30 arası serbest zaman olarak şehir turu yapılacak, kentin dar sokaklarında kaybolunacaktır. Saat 11.30’da Konakaltı Kültür Merkezinde avluda teknik toplantıya katılınıp, 12.30-13.30 arası öğle yemeği sonrası( Muğla Belediyesinin katkılarıyla)  turumuz başlayacaktır. Muğla’dan itibaren 12 kilometrelik yol kat edilerek, bir bisiklet cenneti olan Ula’ya varılacaktır. 15.00’den sonra Ula’nın geleneksel sokakları ve çiçekler arasında kaybolmuş evlerinin yanında pedal çevrilecektir. 16.30 Akyaka’ya hareket edilecektir. Sakar Geçidinde BP Net Tesislerinde fotoğraf çekmek için mola verilecek, daha sonra Akyaka’ya devam edilecek ve Yücelen Orman Tesislerinde kamp kurulacaktır. Akşam yemeği (Akyaka Belediyesinin katkılarıyla) Azmak kıyısında saat 19.00’da yenilecek ve akşam saat 20.00’da Azmak kıyısında Belediyeye ait tesislerde Bayan Yumiko Nakazawa tarafından “2010 Türkiye’de Japon Yılı” gösterisi yapılacaktır. Gece çam ağaçlarının kokularını içimize çekerek uyumanın zevki yaşanacaktır.

20 MAYIS PERŞEMBE 2010 ( 50 KM)

Sabah kahvaltısı  (Dilek Panjur- Levent Sevil’in katkılarıyla)saat 07.00’de kamp alanında yapılacak ve 08.00’de yola çıkılacaktır. Gökova Körfezi kıyısında pedal basılarak, cennet gibi bir koy olan Akbük’de mola verilecek, öğlen yemeği burada (Muğla Ticaret Odasının katkılarıyla) burada yenilecektir. Burada elini çabuk tutanlar denize girebileceklerdir. Akbük’ten  14.00’te hareket sonrası bizleri bekleyen zorlu   Ören etabı pedallanıp, kamp kurulacaktır.  Akşam yemeği( Ören Belediyesinin katkılarıyla) ve sonrasında katılımcılarla sohbet toplantısı düzenlenecektir.

 

21 MAYIS CUMA 2010 (90 KM)

Kahvaltı(Başaranlar Ticaret’in katkılarıyla) dan sonra toplantı yapılacaktır. Bu günkü etabın 90 kilometrelik zorlu bir etap olması nedeniyle, isteyen katılımcıların bisikletleri kamyonetle taşınacaktır.  Çökertme’den sonra, 8,5 kilometrelik Mazı yokuşu çıkılarak, yokuş zirvesinde arkadan gelenlerle buluşulup, dikkatli bir inişten sonra, Mumcular’a varılacak. Öğle yemeği (Mumcular Belediyesi’nin katkılarıyla) burada yenilecek.  Yemekten sonra Zişan teyzenin evine gidilecek ve eli öpülecektir. Bir Yörük beldesi olan Mumcular ve Karaova olarak bilinen çevresinde halkın geleneksel geçim kaynağı el dokuması Karaova halıları(daha çok Milas halısı olarak bilinir), çam balı, zeytin, zeytinyağı ve zeytinyağı sabunudur. Burada bu ürünlerin sergilendiği bir sergiyi görme olanağımız olacak. Öğleden sonraki keyifli sürüş Bodrum Gümbet’te Zetaş Tesislerinde noktalanacak. Akşam yemeği (Bodrum Belediyesi’nin katkılarıyla)   sonrası  tanışma ve sohbet toplantısı yapılacaktır. Bodrum’da kaybolan arkadaşlarımız deniz kenarını takip ederlerse Bodrum’dan sonraki ikinci koyda, Zetaş Tesislerini kolaylıkla bulabilirler.

 

22 MAYIS CUMARTESİ 2010 (32 KM)

Sabah kahvaltısı (Bodrum Belediyesi’nin katkılarıyla)  feribotta verilecekltir. Feribot hareket saati 09.00’ dur. Datça- Körmen’de karaya çıkılacak, 5 km  pedal çevrilerek Datça’ya varılıp şehir turu atılacak, öğle yemeği (Muğlaspor’un katkılarıyla)  Kızlan Köyü meydanında yenilecektir. Yemekten sonra köy muhtarı Hüseyin Kuzu ile tanışılacak ve köy kahvehanelerinde herkes kendisi ödeyerek çay ve kahve içecek, köy içinde küçük bir tur atılacaktır. Yola devam edilecek ve Aktur Tatil Sitesinde kamp kurulacak, erken varılacağından herkes denize girebilecektir. Akşam yemeği (Aktur Tatil Sitesinin katkılarıyla) deniz kenarında yenilecektir. Yemekten sonra hep birlikte tanışma ve sohbet toplantısı yapılacaktır.

 

23 MAYIS PAZAR 2010 (49 KM)

Sabah (Ardore Restaurant’ın katkılarıyla) kahvaltıdan sonra  zorlu yokuşlar çıkılacak, su mataralarının hep dolu tutulmasına dikkat edilecektir. Emel Sayın Koyu üzerinde seyir yerinde mola verilecek, isteyenler aşağı inip çevreye bir göz atacaklardır. Hızlı gitmek ve daha fazla yer görmek isteyenler rehber eşliğinde, 24 km daha fazla yol yapmayı göze alırlarsa Amazon’a girip, kısa süreli moladan sonra yola devam edip, Hisarönü’ne doğru yola devam edeceklerdir. Öğle yemeği (Renault- Kutay Otomotiv AŞ’nin katkılarıyla) Hisarönü kavşağında solda bulunan, Üçler Restaurant’ta  yenilecektir. İçecekler ikrama dahil olmayıp, bu konuda hassas hareket edilmesi rica olunur. Yemekten sonra acele edilmeden Marmaris’e hareket edilecek, Marmaris girişinde seyir alanında, Belediye ekibi ile buluşulacak ve birlikte Marmaris gezisi yapılacak, Belediyenin organize ettiği Bahar Şenliklerine katılınacaktır. Şenlik bitiminde, Aktaş mevkiinde Fa Beach Club’de kamp kurulacak, akşam yemeği (Marmaris Belediyesinin katkılarıyla) burada yenilecek ve tur burada sona erecektir. İsteyenler kampta ücretsiz olarak çadır kurabileceklerdir.

Muğla Bisiklet Derneği bu programda değişiklik yapma hakkına sahiptir. Katılımcıların her şeyden önce derneğimizin ticari bir kuruluş olmadığını ve düzenlenen bu etkinliğin, bisikletin ülkemizde yaygınlaştırılması amacıyla yapıldığını unutmamalarını rica ediyoruz.

Hepinize selam ve sevgilerimizle…

Muğla Bisiklet Derneği Yönetim Kurulu

23 NİSAN BABA- ÇOCUK KAMPI

Değerli bisiklet severler,

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda baba-çocuk

kampı etkinliği düzenliyoruz. Kamp yeri Akyaka Orman kampı.

Konaklama 23 ve 24 nisanda iki gece karavan veya bungalovlarda olacak, 25 nisanda kamp tamamlanacaktır. Baba ve bir çocuk için bir gecelik konaklama ücreti 60 TL, baba ve iki çocuk için 75 TL’dir. Bu ücrete kahvaltı dahildir.

Kamp süresince yakın çevreye bisiklet gezileri yapılacak, çocuklara bisiklet hakkında teknik bilgi verilecek.

Sevgili annelerin niye biz yokuz dediğini duyar gibiyiz. Arzu ederlerse onları akşam misafirliğe kabul edebiliriz. Amacımız annelerin yükünü iki gün de olsa hafifleterek onlara bir jest yapmak.

hayata dair

...

Bisiklet Üstünde Yolculuk

ESMA ESER AÇIKGÖZ

İlk pedalı çevirmekle başlar her şey.
Kaparım gözlerimi,
Yüreğimdir artık gözlerim.
İçim kıpır kıpır;
Düzensiz çeviririm pedalı.
Sımsıkı tutup direksiyonu,
Yüzük parmağım hep frendedir.
Zincir atar zaman zaman,
İner dişliye takarım
Ellerim çamur, yağlı kara.
Çukurlara girerim,
İçime açtığım,
Gözümden akan yağmurla dolan.
Kuşlar havalanır önümden
İçimde dizginleyemediğim
Özgürlüğü kışkırtır.
Uçmak isterim onlar gibi.
Daha yüklenirim pedala,
Tarifini bilmediğim,
Bilerek bastırmadığım
Giderek yükselen coşkuyla.
Umutlarım yüklüdür arka sepetimde,
Döküm saçım.
Kimi yarı yolda düşer,
Kimi yolun sonuna dek
Sıkı sıkı tutunur bırakmaz.
Gözümü açtığımda;
Eskimiş bisikletim,
Canı yanar artık beni taşımaktan.
Yolun sonuna gelmişim.
Gözümü açtığımı sandığımda
Sonsuza dek kapatmışım.

 

Chers  amoureux  du vélo,

En tant qu’Association Cyclisme de Muğla (Muğla Bisiklet Derneği), nous vivons le vif plaisir d’organiser  de nouveau, le Tour de Cyclisme de Gökova (Gökova Bisiklet Turu).

Notre but  est de montrer :

que le cyclisme est un pont entre les cultures,

que notre pays possède l’infrastructure, la nature et le climat idéal  pour les cyclistes voyageurs et  les professionnels ;

Et d’attirer l’attention  des autorités sur les problèmes des utilisateurs de vélo.

Tout au long  du tour, l’accommodation (le camping et les repas) sera procurée  gratuitement pour tous les participants.

Les participants doivent  apporter  leurs vélos et leurs matériaux de camping.

Le prix de participation est : 50 Euro.

Pour vous inscrire, vous devez remplir le formulaire  que vous trouverez sur notre site internet.

Pour plus d’information, regardez nos pages en anglais.

Pour vos questions : Monsieur Adnan CANGIR :  a_cangir@yahoo.com (en anglais)

                                    Madame Katibe ORHAN: katibeorhan@yahoo.fr  (en français)

Bodrum’da günübirlik tur

7 Mart Pazar günü Bodrum’da günübirlik tur yapıyoruz. Rotamız Bodrum- Mumcular- Bodrum, mesafe yaklaşık 76 km. Eski yolu kullanacağız. Yol dar; ama trafik oldukça sakin. Çam ormanları bitki örtüsünün çoğunluğunu oluşturuyor. Ayrıca makilikler de bol bu bölgede. Mevsiminde giderseniz dağ çileği de bulabilirsiniz.

Muğla’dan erken saatlerde hareket edip saat 8.00′da  Bodrum’dan pedal basmaya başlayacağız.

İlgilenenler Adnan Cangır’la irtibata geçebilirler. 0532 226 51 94

Yollar Hepimizin Paylaşalım

Bu sloganın ortaya çıkması 2005 yılına dayanıyor. Daha önceden tanıştığı Amerika’lı bisikletçilerin daveti üzerine derneğimizin başkanı Bülent Savran(o zamanlar Muğla Bisiklet Platformu olarak yürütüyoruz çalışmalarımızı) Kaliforniya Santa Cruz’da geçirdiği bisiklet dolu 15 gün zarfında birçok güzel uygulamayla karşılaşıyor. Bağımsız bisiklet yolları, bisiklet taşıyıcılı otobüsler çekiyor ilgisini. İlgisini çeken bir şey daha oluyor, o da bir trafik levhası. Ne yazıyordu o levhada?
‘Share the Road’
Anlamı ne?
‘Yolu paylaşınız.’
Bu levhalar, bağımsız bisiklet yollarının olmadığı; yani bütün taşıtların paylaştığı yollara yerleştirilmişti. Bu levhaya kafayı takmış olan Bülent Savran benzer levhaların bizim ülkemizde de kullanılmasını arzu ediyor. Üzerinde epeyce kafa yorduktan sonra, artık ünü Muğla’yı da aşmış olan hepimizin bildiği sloganı uygun görüyor ülkemizdeki levhalar için:
‘yollar hepimizin, paylaşalım’
Daha sonra Muğla Belediye başkanını ziyaretimizde bu levhaların kentimizdeki caddelere yerleştirilmesi dileğimizi ilettik, başkan Osman Gürün de bu dileği gerçeğe dönüştürdü. Bu levhalar çağdaş bir dünya kenti olma arzusundaki Muğla’mızın caddelerinde 2005 yılından bu yana arz-ı endam ediyor. Sembolik bir uygulama olsa da bu uygulama ülkemizde bir ilk olma özelliğini taşıması açısından bizce önemlidir.

ADNAN CANGIR
MUGLA BİSİKLET DERNEĞİ

Gökova Bisiklet Turu Notları

İzmir Bisiklet Derneği başkan yardımcısı Sayın Gürcan Yılmaz, Gökova Bisiklet Turu ile ilgili çok güzel bir sayfa hazırlamış.  İlgili sayfaya  http://www.yasarol.com/gbt/ adresinden ulaşabilirsiniz…

Avrupa Turu Gezi Notları

Sayın Dernekli bisikletli arkadaşlar;
Aslında kısmen yazdığım şeyleri Bülent Arkadaşımın önerisiyle biraz daha genişleterek ve yurdum için düşünerek yazacağım.
Temmuz ayının başında Avusturya’da yaşayan arkadaşımın davetiyle bir bisiklet turu yaptık. Konstnz veya Almanca adıyla Bodensee gölü Alplerin önünde uzanan, 536 km2 lik yüzölçümü ile orta Avrupa’nın 3. büyük gölü. Almanya İsviçre ve Avusturya’nın göle komşuluğu var. Gölden ilk söz eden Romalı tarihçi Pomponıus Mela Ren nehrinin ikiye böldüğü gölü anlatıyor. Ren nehri buradan (Steın am Rheın)çıkıyor 1320 km  yol  katederek Hollanda’nın Rotterdam şehrinde Kuzey Denizi ile buluşuyor.Göl, etrafında tam bir ılıman iklim etkisi yaratmış,Alplerin sert havasından bıkanların kaçış yeri olmuş..Kiraz, elma erik ve daha bir sürü meyve bolluğu var. Özellikle elma açısından çok güzel bahçeler uçsuz bucaksız sırayla üstleri filelerle örtülmüş olarak uzanıyor. Hepsi aynı boyda ve hizada.
Gölün etrafı 8–10 tane rotaya ayrılmış tam bir bisiklet cenneti. Haritanızı alıp gideceğiniz rotayı belirliyorsunuz. Bu rotalar ayrıntılı bilgiler veren ucuz kitapçık haritalarla sağlanabiliyor. Günlük kaç km gitmek istiyorsanız, nasıl bir tur planlıyorsanız,(seyru-sefa yaparak etrafı gözleyerek, hard dağ rotası ile kondisyon yaparak, tarihi ve özellikli yerleri görerek vb.)belirlediğinizde geriye bu rotanın numarasını okumanız yeterli. Sadece bu rotanın yazıldığı yön levhalarını izlemeniz kalıyor. Bu nasıl güzel levha ve sinyalizasyon aklım durdu. Bisikletlilere bu kadar değer verilmesi valla insanı gururlandırıyor bisiklete bindiği için. Geçiş üstünlüğü olan araç. Avrupalılar boşuna bisiklete biniyoruz diye övünmesinler,
(yeri gelmişken müstehcen sayılmazsa bir fıkra var; İki farklı şehirden iki eşcinsel karşılaşmış, sohbet sırasında modern şehirden geleni sizin oralarda nasıl zor oluyor mu böyle yaşamak diye sormuş, muhafazakâr şehirden gelen anlatmış, önce bizi arıyorlar, gidiyoruz, bizi gizlice arabaya sokuyorlar, bir güzel dövüyorlar, sonra dağa götürüyorlar orada birlikte oluyoruz, sonra bizi tekrar dövüp dağda bırakıp gidiyorlar, peki sizde nasıl oluyor demiş,  modern şehirden gelen anlatmış;  önce bizi arayıp randevu istiyorlar, sonra şoför gelip bizi hamama götürüyor, sonra baş başa romantik bir akşam yemeği yiyoruz, şarap içip hafif gevşedikten sonra otelimize gidip beraber oluyoruz yüklüce bir para alıp şoför bizi evimize bırakıyor demiş,  diğer eşcinsel heyecan içinde oohoo demiş bu sosyal imkânlar bizde olsa tüm şehir ibne olur) Bu hesap bu sosyal imkânlar olsa Türkiye’de herkes bisikletçi olur.
Göl etrafında onlarca çadır ve karavan kampı var. Hem de en güzel yerler kamplar için ayrılmış. Kimse parayı bastırıp herkesin yararlanabileceği güzellikleri kapatamıyor, fabrikatörle işçisi aynı kampta kalabiliyor çünkü en güzel yerler herkese ayrılmış ve fiyatları herkesin gücünün yetebileceği oranlarda. Göl etrafında bir tane bile bırakın 5 yıldızı, yıldızlı otel yok. Her yerde bulabileceğiniz küçük oteller, pansiyonlar ve bolca ferienwohnung  yani ailelerin evlerinde yaptığı tatil evi işletmeleri. Temiz ucuz, konforlu fonksiyonel yani ihtiyacınız olan her şey var rahat yatak, pırıl pırıl tuvalet banyo ama asla vıcık vıcık arabesk lüks yok. Bu gölün etrafına yılda 70 milyon civarında turist geliyormuş,(ülkemizin toplam 22 milyon civarı diye biliyorum) ekonomik olarak bölgeye olan bisikletlilerin katkısını düşününce içim sızlamadan duramıyorum, ülkem için sızlanıyorum. Buradaki alt yapı altından kalkılamayacak bir yatırım gerektirmiyor. İklim ve keşfedilmemişlik açısından neredeyse 4 mevsim uygun olan yurdum bu alt yapıyı yapabilir. Örneğin Karadeniz kıyıları komşu olan ülkelerle işbirliği ile bisiklet yolu yapılırsa bence Karadeniz’e otoban yapılmasından daha çok bura insanına katkı sağlar. Denetlenen temiz güvenli aile pansiyonlarında milyonlarca insan kalır, çevreyle barışık tahrip edilmeden, göç olmadan. İzmir’den Antalya’ya, buradan Mersin-Adana ve oradan Anadolu’ya uzanan güvenli bisiklet yolları bizim geri kalmışlık zincirini kırmamızda en önemli desteğimiz olacaktır. Son yıllarda Konya’ya gittiniz mi? Çepeçevre üst geçitli alt geçitli yollar yapılmış,modern çevre yolları kavşaklar yapılıyor hala. Biliyorsunuz Konya belki de dünyada benzeri olmayan düzlükte bir şehrimiz, yani bisikletli ulaşıma o kadar uygun ki, her şeye milyonlar harcayan belediyede bir tek Allahın kulunun aklına gelmez mi şuraya 2 metrelik bisiklet yolu yapsak kent içi ulaşım o kadar rahatlar ve tonlarca akaryakıt ve çevresel zarardan kurtuluruz insanlar daha sağlıklı olur. Mutlaka geliyordur ama bu tercihler herhalde rasgele olmuyor, bunlar ideolojik tercihler.
Başkalarına bağımlı olmadan yaşayabilmek özgürlüktür. Hemen tamamı dışarıdan alınan araba ve ekipmanları ve petrol bizim en önemli gider kalemimizi oluşturmuyor mu? Bunlardan biraz tasarruf bu vatanı sevmek anlamına gelmez mi?     Vatanseverlik hamasetle olmuyor tabii.
Kısa süre önce Sarıgermede Hilton otel zincir bir golf resort açtı. Kültür Bakanı geldi ve açılışta sevincini dile getirdi. Daha önce de 7 yıldızlı otel açılışında bulunmuştu .Bir kalkınma modeli olarak ülkeye lüks otellerle donatıp dünya zenginlerini buraya çekip onlardan kazandığımız parayla refaha ulaşmayı hedefliyorlar sanırım. Fakat şu anda sarıgermede Türk halkının denize girebileceği alanlar iyice kısıtlanmış durumda. Orta sınıfın bile kullanamadığı ve kendi ülkemizde zenci muamelesi gördüğümüz işletmeler buralar. Zaten müşterisini büyük tur şirketleri pazarlıyor, uçak aynı şirketin, uçaktan paketlenip otele transfer, otel alles ınclusive dışarı adım atana ödül var, dönüş transfer aynı ve uçak aynı, ne çevre köyler turist görüyor, ne turist geldiği ülke hakkında bir fikir sahibi oluyor.Sarıgerme muhtarı yakınıyor, çocukluğumuz buralarda balık tutarak geçti ama artık giremiyoruz diye. Peki Bodensee etrafında nasıl? Güzelliği asıl sahiplerinden izole etmeden onlara gelir sağlayacak şekilde düzenlenmiş. Yerli halkın konaklama tesislerinin hiç kimseye zararı yok. Otelde yatıyorsun ama kahvaltı dışında tüm yeme-içme için yallah dışarı. Gezeceksin, etrafı göreceksin yiyip-içip alışveriş yapacaksın, insanlarla tanışıp katkı sağlayacaksın. Her şey dahil mi? O da ne . İşte başka bir model turizm.
Yapılacak sonbahar turumuzda acaba bir panel düzenlenebilir mi bisiklet turizminin ülkemiz ekonomisine katkısı gibi bir başlıkla. Gene de ne varsa bisikletlilerde var.Kimseye zararımız yok, tüketmiyoruz, çevreye zararlı gaz atmıyoruz(Dik yokuşlar dışında),insanın kendini en iyi hissettiği doğa içindeyiz, daha saymakla bitmez, çözümde yine bu barışçıl ve sömürüsüz bakış açısından gelecektir,
IMG_2113.JPGSayın Dernekli bisikletli arkadaşlar;
Aslında kısmen yazdığım şeyleri Bülent Arkadaşımın önerisiyle biraz daha genişleterek ve yurdum için düşünerek yazacağım.
Temmuz ayının başında Avusturya’da yaşayan arkadaşımın davetiyle bir bisiklet turu yaptık. Konstnz veya Almanca adıyla Bodensee gölü Alplerin önünde uzanan, 536 km2 lik yüzölçümü ile orta Avrupa’nın 3. büyük gölü. Almanya İsviçre ve Avusturya’nın göle komşuluğu var. Gölden ilk söz eden Romalı tarihçi Pomponıus Mela Ren nehrinin ikiye böldüğü gölü anlatıyor. Ren nehri buradan (Steın am Rheın)çıkıyor 1320 km  yol  katederek Hollanda’nın Rotterdam şehrinde Kuzey Denizi ile buluşuyor.Göl, etrafında tam bir ılıman iklim etkisi yaratmış,Alplerin sert havasından bıkanların kaçış yeri olmuş..Kiraz, elma erik ve daha bir sürü meyve bolluğu var. Özellikle elma açısından çok güzel bahçeler uçsuz bucaksız sırayla üstleri filelerle örtülmüş olarak uzanıyor. Hepsi aynı boyda ve hizada.